İstanbul'da, Bursa'da, Anadolu'nun sayısız kasabasında milyonlarca insan bu aracın koltuklarında büyüdü; okula onunla gitti, işe onunla yetişti, tatile onunla çıktı. Ama sorsanız kaçı adını doğru dürüst bilir? Fransa'nın Sochaux fabrikasında sıradan bir ticari araç olarak çizilen Peugeot J9, binlerce kilometre öteden gelip Türkiye'nin şehir hafızasına nasıl bu kadar derinden yerleşti — işte bunun hikayesi pek anlatılmaz.
Sochaux'tan Çıkan Kutu
Hikaye aslında J9 ile değil, onun büyük kardeşiyle başlar. Peugeot J7, 1965'te Sochaux'da üretime girdiğinde mütevazı bir işlev için tasarlanmıştı: kasap arabası, ambulans, minibüs, ne isterseniz. Şasi-kabin, kamyonet, camlı ve saçtan panelvan gibi onlarca varyantıyla on beş yıl boyunca Fransa'nın işyeri sokaklarında dolaştı ve 1980'de üretimden çekildiğinde arkasında 336 bin küsur adetlik bir miras bıraktı. Yerini alan J9, kökten bir yenilikten çok bir modernizasyondu. Peugeot o yıllarda Citroën'i devralmanın mali yükünü taşıyordu; sıfırdan araç geliştirmek yerine J7'nin şasisini ve motorunu yeni bir kasayla giydirmeyi seçti. Fransa'da J9, 1991'e kadar üretimde kaldı.
Bursa'da İmza Atılıyor
Karsan, bu hikayenin Türkiye ayağını çok daha önce hazırlamıştı. Şirket 1966'da 269 ortağın bir araya gelmesiyle "Bursa Otomontaj ve Karoseri A.Ş." adıyla kurulmuş, adını da işinden almıştı: Karoseri Sanayii. Yıllarca farklı şasiler üzerine otobüs ve minibüs kasaları bindiren bir atölye olarak çalıştı. Koç Grubu'nun şirkette söz sahibi olduğu 1981 yılında Peugeot ile bir lisans anlaşması imzalandı ve Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nde, Mudanya yolu üzerindeki mütevazı bir tesiste J9 üretimine başlandı. Fransa'da bir ticari araçtan biraz fazlası olmayan bu kasa, Türkiye'de tam da doğru zamanda doğru boşluğa denk geldi; düşük maliyeti ve onarımı kolay dizel motoru, onu esnaftan belediyelere kadar herkesin tercihi haline getirdi.
Fabrika Taşınıyor
1998'de İnan Kıraç yönetimindeki Kıraça Holding çoğunluk hisseyi devralınca yeni fabrika arayışı başladı; Nilüfer'in Akçalar mahallesinde kurulan, 80 bin metrekare kapalı alana sahip tesis Ekim 1999'da üretime geçti. J9, 2006'da yenilenen ızgarası, kare farları ve yükseltilmiş tavanıyla J9 Premier adını aldı; koltuk düzeni 14+1'den 21+1'e kadar değişen versiyonlarla satıldı. 2007 itibarıyla fabrikadan yılda yaklaşık üç bin adet çıkıyordu — hâlâ, otuz yılı aşkın bir geçmişi olan bir araç için hiç de az sayılmayacak bir rakam. Premier'le birlikte LED aydınlatma, plastik iç döşeme ve otomatik kapı gibi detaylar da kataloğa girdi; ama motor ve şasi mantığı, Sochaux'daki ilk çizimlere sadık kaldı.
Okul Servisinden Dolmuşa
J9'u efsane yapan teknik özellikleri değil, günlük hayata sızma biçimiydi. Düşük maliyeti sayesinde okul servisi ve personel taşımacılığında hızla tercih edilir oldu; dolmuş pazarında da dönemin diğer minibüsleriyle rekabet etti. Sarı-siyah şeritli "Okul Taşıtı" tabelasıyla sabah saatlerinde şehir sokaklarına çıkan bu beyaz kasalı araçlar, kuşaklar boyunca aynı manzaranın parçası oldu — kimi zaman bir karoser ustasının elinde koltuk düzeni değişti, kimi zaman tavanı yükseltildi, ama siluet hep tanıdıktı.
Cezayir'e Uzanan Yol
Karsan'ın J9'la kurduğu ilişki Türkiye sınırlarını da aştı. 1996'dan itibaren Cezayir'e ihraç edilen araç, 9 Mayıs 2000'de Bursa fabrikasında düzenlenen bir törenle 10 bininci adedine ulaştı; Cezayirli Peugeot bayileri o gün Akçalar'daki bandı ziyaret etti. Bir zamanlar Fransa'da sıradan bir ticari araç olan bu tasarım, artık Türkiye'den ihraç edilen bir ürün haline gelmişti.
Yolun Sonunda
J9'un Türkiye'deki üretim serüveni 2010 civarında sona erdi; yerini Karsan'ın kendi tasarımı J10 aldı. Bugün eski J9'lara artık ara sokaklarda, taşra kasabalarının kenar mahallelerinde, hurdacı avlularında ya da meraklı koleksiyonerlerin garajında rastlanıyor. Ama aracın asıl mirası orada değil: yıllarca her sabah okul kapılarında, dolmuş duraklarında, sanayi sitelerinin önünde bekleyen, kimsenin adını bilmediği ama herkesin bindiği o beyaz kutunun şehir hafızasındaki yerinde.