1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar Efsane Otobüsler

Hangi Model Diğerini Bitirdi? Şaşıracaksınız!

Bazı otobüsler ilk çıktığında "bundan iyisi olamaz" dedirtir, insan hayranlığını saklayamaz. Ta ki bir sonraki model sahneye çıkana kadar. 1963'ten 2000'li yıllara uzanan bu hikaye, Türkiye yollarında hangi otobüsün hangisini tahtından indirdiğinin hikayesidir.

1963: Apollo'nun Düşüşü

Türkiye'de modern otobüsçülüğün başlangıcı 1963 yılında Ünverler Ticaret'in ürettiği Magirus Apollo ile oldu. Yatar koltuklar, havalı süspansiyon ve iç aydınlatmasıyla dönemine göre gerçek bir sıçramaydı. Ama bu havalı süspansiyon Alman otoyolları düşünülerek tasarlanmıştı, Anadolu'nun bozuk, virajlı yolları için değil. Kısa sürede Apollo'lar adeta parçalandı, firmalar tamir masraflarına boğuldu ve hayaller çabuk söndü.

Bir Hanedanın Başlangıcı

Tam bu hayal kırıklığının ortasında, 1968'de bir efsane sahneye çıktı: Mercedes O302. Bu otobüs yalnızca bir araç değil, yıllarca sürecek bir hanedanlığın başlangıcıydı. Türkiye yollarına özel ayarlanmış süspansiyonu, kolay tamiri, düşük yakıt tüketimi ve uzun ömrüyle O302, otobüsçü firmaların büyümesini sağlayan karlı bir makineye dönüştü; kimi firma 3 araçla başlayıp 20 araca çıktı. 1968'den 1984'e kadar O302'nin karşısına ciddi bir rakip çıkamadı ve pazarın yüzde 90'ı bu modeldeydi.

Süpermen'in Meydan Okuması

İlk gerçek meydan okuma 1977'de MAN'ın SR240 modeliyle geldi. Halk arasında "Superman" olarak anılan bu otobüs, klimayı standart hale getiren ilk modellerden biriydi; 12 ileri ZF şanzımanı ve 240-265 beygir güç seçenekleriyle O302'yi teknik üstünlükte gerçekten zorladı. Ama daha fazla yakıt tüketimi, Mercedes kadar yaygın olmayan servis ağı ve yüksek parça maliyeti üç büyük engel oldu. MAN ile Türk ortakları arasındaki sorunlar da fabrikadaki üretimi sonlandırdı ve Superman'ler tarihe karıştı. Mercedes ise rekabetin kokusunu alır almaz 1983'te O302S ile cevap verdi; bu modernize model 1991'e kadar 2455 adet üretildi.

Uçak Gibi Otobüs: Maraton

Zaman değişiyor, yolcu beklentisi yükseliyordu. 1987'de Türkiye pazarını kökünden sarsan bir otobüs çıktı: Maraton. Tek parça geniş ön camı, yüksek gövdesi, paralel açılan bagaj kapakları ve güçlü klima sistemiyle "uçak gibi otobüs" tanımı en çok bu model için kullanıldı. V8 motoru düz yolda adeta akıyor, iç mekanı O302'ye göre çok daha ferah ve modern görünüyordu. Rampada nefesinin çabuk kesilmesi eleştirilse de Maraton otobüsçünün aklını öyle çeldi ki bazı firmalar rakip üreticiye giderek "yeni otobüs Maraton'un gerisinde kalacaksa hiç üretmeyin" dediler. Bu söz, Mercedes-Benz Türk'ün Davutpaşa'daki tüm planlarını değiştirmesine, testlerin gece yarıları yapılmasına ve 1987'de O303'ün sahneye çıkmasına yol açtı. Daha yüksek gövde, geniş bagaj, mutfak, ayak dayamalı koltuklar ve rampada güç patlaması yaşatan V8 motoruyla O303, standardı bir anda yukarı taşıdı ve bu model 1995 yılına kadar üretimde kaldı.

90'lı yıllarda rekabet daha da kızıştı. 1995'te üretilen Prenses, Maraton'un güncellenmiş ve daha erişilebilir hali gibiydi; 275-300 beygir arasında güç üreten V8 motoru, modern aynaları ve estetik tavan çizgisiyle 303 için önemli bir rakip oldu, ucuz maliyeti sayesinde servis taşımacılığının vazgeçilmezi haline geldi. 1992'de, Mercedes-Benz Türk'ün Türkiye'deki 25. yılında üretimine başlanan O304 ise 1996'ya kadar 1458 adet üretildi; bunun 345 adedi doğrudan Avrupa'ya ihraç edilerek Türk üretimi otobüslerin Avrupa standardına ulaştığının kanıtı oldu. Bu deneyim, ertesi yıl piyasaya çıkacak O403'ün hem tasarımını hem pazar stratejisini belirledi.

O403 Sahneye Çıkıyor

O403 sahneye çıktığında sektörün dengesi tamamen değişti. Hoşdere otobüs fabrikasının açılmasıyla üretilen ilk büyük model olan bu otobüs, güçlü V8 motorlu SHD ve ekonomik V6 motorlu RHD versiyonlarıyla o kadar başarılı oldu ki birkaç yıl içinde Türkiye yollarındaki her 10 otobüsten 7'si O403'tü. Almanya, Fransa ve İsviçre gibi ülkeler bu modele özel sipariş verdi. MAN, 1996'da S2000 ile yeniden sahneye dönmeye çalıştı; 420 beygirlik motoru rampalarda övgü toplasa da yüksek yakıt tüketimi işletmecileri yine O403'e yöneltti; yine de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu'da sadık bir kitle oluşturdu.

Travego Devri

Gerçek dönüşüm 2006'da geldi. Avrupa'da 1999'dan beri O580 adıyla satılan Travego, Türkiye'de üretime başlayınca hikaye tamamen değişti. O403'ün mirasını devralan bu otobüs, daha sessiz sürüşü ve yolcular için bambaşka bir konforuyla uzun yolculukları gerçek lükse dönüştürdü. Kısa sürede büyük firmalar, turizm şirketleri ve VIP taşımacılar birer birer Travego'ya geçti ve şehirlerarası taşımacılığın adı tek kelimeye indi: Travego. Apollo ile başlayan bu yolculuk, Setra ve Neoplan gibi ithal devlerin de girmesiyle Türkiye yollarını her geçen yıl daha modern, daha güvenli ve daha konforlu bir otobüsçülük dönemine taşıdı.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle