1960'ların sonunda Türk yollarına çıkan bu otobüsün adı, yolcularına adeta "sizi Ay'a bile götürebiliriz" diyordu. Arkadan motoruyla sessiz, körüklü süspansiyonuyla adeta havada süzülen bu araç, kısa sürede şehirlerarası yolculuğun yeni simgesi haline geldi: Hava Apollo.
Ulm'dan Gelen Miras
Aslında Magirus, merkezi Almanya'nın Ulm şehrinde bulunan bir kamyon üreticisiydi. Şirket 1866 yılında Conrad Dietrich Magirus tarafından kurulmuş ve başlangıçta ağırlıklı olarak itfaiye araçları üretimine odaklanmıştı. 1910'dan itibaren kamyon ve otobüs üretimine geçen Magirus'un araçlarının büyük bölümü "Magirus Deutz" adıyla tanındı. Şirket 1970'lerden itibaren İtalyan Iveco grubunun bir parçası haline gelse de marka adı 1980'lere kadar kullanılmaya devam etti; bugün Magirus ismi yalnızca Iveco'nun itfaiye araçlarında yaşatılıyor.
Otokar'ın Doğuşu
Magirus otobüsleri Türkiye'deki serüvenine Otokar aracılığıyla başladı. Otokar, 1963 yılında İzzet Ünver tarafından, Magirus Deutz lisansıyla otobüs ve minibüs üretmek amacıyla "Otobüs Karoseri Sanayii AŞ" adıyla kuruldu; 1976'da Koç Holding'in ortak olmasıyla bugün de otomotiv ve savunma sanayinde faaliyet gösteren, yüzde 100 Türk sermayeli bir şirkete dönüştü. 1950'li ve 60'lı yıllarda Türkiye'nin yollarında Bursa'da tahta kasalı imal edilen 37 kişilik Austin'ler, Thames Trader'lar, "yumurta burunlu" Mercedes'ler, Magirus Deutz'lar, Scania Vabis'ler, 45 koltuklu Chevrolet Graham'lar, Saurer'ler, Skoda'lar, Morris'ler, Bedford'lar, Steyr burunlu otobüsler, burunsuz Fiat'lar, orijinal Alman Mercedes O321 ve O3500'ler, Mercedes O6600'ler yolcu taşımacılığının kahramanlarıydı; sonrasında ise Hava Apollo'lar ve Mercedes O302'ler sahneye çıktı. "Daha havalı" olmak isteyen firmalar Magirus'un Hava Apollo'sunu tercih ediyordu: Hakiki Koç, Sağlam Turizm, Kamil Koç, Gazanfer Bilge, İnanöz, Çayırağası, Varan, Ulusoy, Metro, Has, Mersin İtimat, İsparta Gül, Konya Kontur ve Denizli Pamukkale, döneminin önemli şehirlerarası firmalarıydı; Ankara-İstanbul, Ankara-İzmir, İstanbul-İzmir, Ankara-Adana ve Antep-Ankara başlıca güzergâhlardı. O yıllarda otobüste iki şoför bugünkü gibi dönüşümlü çalışmazdı — yedek şoför yolun ortasında araca alınır, diğeri evine bırakılıp dinlenirdi. İzmir'den Hakiki Koç ise bisküvi ikramı, kadın hostes, duraklarda çay servisi, televizyonlu ilk otobüs ve şehirlerarası yolculukta film gösterimi gibi yenilikleriyle temiz hizmetin öncülerinden oldu.
Körüklü Süspansiyonun Sırrı
Hava Apollo aslında Alman ordusunun asker sevkiyatı için tasarlanmış bir otobüstü. Otokar tarafından İstanbul Bahçelievler'de "Magirus Apollo" adıyla monte edilen bu model, kullanıcılar ve yolcular arasında "Hava Apollo" olarak anıldı. 1963'te üretimine başlanan modelin bu havalı isminin sebebi teknik bir yenilikti: dönemin otobüsleri makas tipi süspansiyona sahipken, Hava Apollo körüklü hava süspansiyonuyla donatılmıştı. V tipi 8 silindirli, 230 beygir gücünde, hava soğutmalı ve son derece dayanıklı Deutz motorları taşıyordu. Dönemin radyo reklamı bu havayı özetliyordu: "Ne oldu? — Magirus, yolların kralı, geçti." Rakiplerinden ayrışan bir başka özelliği, motorun önde değil arkada olmasıydı; bu sayede yolcular motor gürültüsünden daha az rahatsız oluyor, koltuklar geriye yatırılarak uzun yolculuklarda uyku imkânı sunuyordu. Otokar'ın ürettiği bir başka model olan Magirus 714 ise makas süspansiyonlu ve V6 motorluydu — Hava Apollo'yu ondan ayıran tam olarak bu iki detaydı.
Bir İsim: Apollo
Peki Apollo ismi nereden geliyordu? NASA'nın insanlı ay yolculuğu projesi Apollo, üç kişilik kabin, bir roket ve bir iniş kapsülünden oluşuyordu ve 1960'larda insanlığı ilk kez Dünya'dan Ay'a taşımıştı. Magirus, otobüsüne bu ismi vererek onu adeta bir uzay gemisi gibi konumlandırdı; müşterilerine verdiği mesaj nettti: "Sizi Ay'a bile götürebiliriz."
Saltanatın Sonu
Magirus Deutz otobüsleri, kamyondan bozma değil gerçek anlamda otobüs olarak üretilen Türkiye'nin ilk ciddi araçlarından biriydi ve ilk çıktığında o kadar rağbet gördü ki Afrika ülkelerine bile ihraç edildi. Ama bu saltanat uzun sürmedi: araç fazla yakıt tüketiyor ve sık parça değişimi gerektiriyordu. Mercedes'in O302 modelinin sahneye çıkmasıyla tahtını kaybetti; 1975'e kadar sınırlı sayıda üretilmeye devam etse de rekabette tutunamadı ve tarihin tozlu raflarına kaldırıldı. Ama Otokar'ın bu topraklara bıraktığı miras bununla sınırlı kalmadı — 1969'da Avrupa ve Türkiye'nin ilk toplu taşıma minibüsünü üreten şirket, Magirus adını 2011'e kadar bu araçlarda yaşattı; sonraki yıllarda isim bırakıldı ve minibüs üretimi sadece Otokar markasıyla sürdürüldü.