Türkiye'de "Bedford" denince akla hemen o tanıdık kamyonlar gelir. Ama İngiltere'nin yollarında yıllarca koşan, hatta 1967 yapımı "Magical Mystery Tour" ve 1969 yapımı "İtalyan İşi" filmlerinde bile görünen bir Bedford otobüsü var ki, Türk yollarına hiç uğramadı. Peki neden?
Bir Fuarda Doğan Fikir
Hikaye 1962 yılında İngiltere'deki bir ticaret fuarında başlıyor. Çift ön aks düzenlemesiyle dikkat çeken bu tasarım, 1963'te VAL 14 adıyla seri üretime geçti. O ana kadar genellikle kamyon ve kamyonet üretimine odaklanmış olan Bedford için bu, otobüs işletmeleri için özel olarak tasarlanmış ilk şase anlamına geliyordu. Model, Leyland'ın O.400 dizel motoru ve beş vitesli bir şanzımanla donatılmıştı.
Küçük Tekerleğin Büyük Mantığı
VAL'i döneminin diğer otobüslerinden ayıran en dikkat çekici özellik, nispeten küçük tekerlekleriydi — o yıllarda otobüsler genelde 20 inç tekerlek kullanırken VAL, 16 inç çapında tekerlekler tercih etmişti. Bu tercih tesadüf değildi: küçük tekerlekler süspansiyon ve direksiyon dişlilerindeki ağırlığı azaltıyor, daha uzun kullanım ömrü sağlıyordu. Ama küçük bir tekerleğin manevra sırasındaki düşük dönme açısını telafi etmek için Bedford, şaseye iki ayrı ön aks yerleştirdi; bu düzenleme hem sürüş kalitesini artırdı hem de mühendislere Bedford'un TK kamyon serisindeki mevcut parçaları yeniden kullanma, yani yeni bir aks geliştirme maliyetinden kurtulma imkânı sundu.
52 Koltuklu Bir Güvenlik Ayrıntısı
VAL'in hidrolik direksiyonu dar bir dönüş dairesi sağlıyordu, ama küçük tamburlar üzerinde çalışan hidrolik fren sistemi aşırı ısınma ve zayıflama eğilimi gösteriyordu; bu yüzden otobüs, fren balatalarını yormadan yavaşlatmaya yardımcı olan ek bir egzoz freni sistemiyle donatılmıştı. VAL, dönemin rakipleri Leyland ve AEC Reliance modellerine kıyasla hem daha ucuz hem de yaklaşık bir ton daha hafifti; bu da onu daha az yakıt tüketen, ekonomik bir tercih haline getiriyordu. Küçük tekerlekler otobüsün yüksekliğini de azalttığından iniş binişler kolaylaşmıştı; buna rağmen yan yana hizalanmış geniş pencereleriyle ferah ve aydınlık bir iç mekân sunuyordu. 52 koltuk kapasitesiyle sınıfının en fazla yolcu taşıyan otobüslerinden biriydi ve ön lastiklerden biri patlasa dahi otobüsün normal seyrine devam edip kontrollü şekilde durabilmesini sağlayan bir güvenlik özelliğine sahipti — dönemin Karayolları koşullarına uygun tasarlanmış ince ama kritik bir ayrıntıydı.
VAL 70 ve Sessiz Veda
VAL 14, 1963'ten 1966'ya kadar üretildikten sonra yerini 1967'de VAL 70'e bıraktı. İki model arasındaki temel fark güç aktarım sistemindeydi: VAL 14, Leyland O.400 motoru kullanırken VAL 70, Bedford'un kendi ürettiği 7,6 litrelik, altı silindirli 466 motoruyla donatılmıştı. Kaportada tek parça ön cam, yeni farlar ve ızgara gibi ince iyileştirmeler yapılsa da genel hatlar korundu. VAL 70'in üretimi 1973'e kadar sürdü, bu tarihten sonra yeni bir model geliştirilmedi; aynı dönemde Bedford, tek akslı daha küçük bir otobüs modelini de üretmiş, fakat bu model VAL kadar başarılı olamamıştı. Bedford, altı yıl aradan sonra 1979'da hafif ticari bir minibüs modeliyle şehir içi ulaşıma dönmeyi denese de bu model de VAL kadar tutulmadı ve kısa sürede üretimden kaldırıldı.
Türkiye'ye Hiç Uğramayan Model
Bedford, Luton merkezli bir üretici olarak dünya çapında hafif, orta ve ağır kamyon ihracatında öne çıkan uluslararası bir markaydı; ürünlerini sağdan direksiyonlu olarak Birleşik Krallık'ta imal edip satarken aynı zamanda geniş çaplı ihracat da yapıyordu. Arjantin ve Türkiye gibi ülkelerde üretim tesisleri kurarak araçlarını yerelde de üretti. Ama Türkiye'de Genoto fabrikası aracılığıyla üretilen hep kamyon modelleriydi — VAL, hiçbir zaman bu üretim hattına dahil edilmedi. 1987'de General Motors, Bedford'un ağır kamyon işini elden çıkardı; hafif ticari araç tarafında marka bir süre daha Vauxhall, Opel, Isuzu ve Suzuki tasarımlarına dayalı modellerle var olmaya devam etse de, 1990 itibarıyla Bedford ismi tarihe karıştı.
Bedford markasının kamyonlarını yıllarca yollarımızda görmüş bir ülke olarak, bu otobüsü hiç tanımamış olmak gerçek bir şanssızlık. VAL'in dönemin favorisi Mercedes O302 ile iyi bir rekabete girip Türk otobüs sektörüne farklı bir hava katabileceğini düşünmemek elde değil — ama bazı efsaneler, sadece kendi doğdukları topraklarda kalmayı seçiyor.