1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar Efsane Kamyonlar

Alırsın Ford, Olursun Lord — Türk Kamyonculuğunun Efsaneleri

Bir kamyonun uzaktan gelen motor sesini duyduğunuzda markasını çıkarabilir miydiniz? 1950'lerden 2000'li yıllara kadar Türkiye'nin tozlu şehirlerarası yollarında, dağ yamaçlarında ve kasabaların tek caddesinde aynı birkaç isim dönüp durdu; her biri bir neslin hafızasına kazındı, her birinin kendine has bir sesi, bir lakabı, bir efsanesi oldu. Bugün çoğu hurdaya ayrılmış ya da müze köşelerinde unutulmuş olsa da, o kamyonları görenlerin içini hâlâ bir hüzün kaplıyor.

Montaj Usulü İlk Yıllar

Hikâye, montaj usulü üretimin egemen olduğu yıllarda İngiliz kökenli modellerle başlıyor. Ford İngiltere'nin 1957-1965 arasında ürettiği ve adını Thames Nehri'nden alan Thames Trader, Türkiye'de koç topluluğu tarafından monte edilen ilk kamyonlardandı. Onu 1968'de Taşıt Sanayi AŞ'nin Mersin'de monte ettiği Leyland Comet izledi; 8 tonluk taşıma kapasitesi ve burunsuz kabiniyle döneminin standartlarının üzerindeydi. Aynı firma 1970'lerde 150 beygirlik Leyland Super Command'ı, 10 tekerlekli çift diferansiyel yapısıyla Türkiye'nin ilklerinden biri olarak yollara sürdü. 1966'da üretilen BMC TM100, halk arasında "cızıt" adıyla anılırken 120 beygirlik motoru rakiplerine göre zayıf kalmış, sık sık blok çatlatma dertleriyle sahiplerinin başını ağrıtmıştı. Türk Otomobil Endüstrisi'nin 1965-1981 arasında Harvester lisansıyla ürettiği International Harvester Lordstar 1800 ise 135 beygirlik dizel motoruyla nakliyeden madenciliğe, inşaattan tomruk çekmeye kadar birçok alanda tercih edildi; ancak yüksek fiyatı ve kullanıcı hatalarından kaynaklanan aks kırılmaları yüzünden daha çok kamu kurumlarına satılabildi, lisans sorunları da üretimin 1981'de son bulmasına neden oldu.

Konya'nın Kırmızı Burunlusu

Konya ve Ankara yöresinde ise farklı bir efsane doğdu: MAN 520 HN. 145 beygir gücünde, 14.500 kilogram toplam ağırlığıyla piyasaya çıkan bu kamyon, düz yolda fırtına gibi eserken rampada katırlara bile geçilirdi. Boş ağırlığının hafifliği sayesinde tonaj haddini zorlamadan yüksek yük taşıyabiliyordu; öyle ki Konya'da eskiden kırmızı burunlu bir MAN'ı olmayan adama kız bile verilmediği anlatılırdı. Aynı dönemde Chrysler AŞ'nin ürettiği PD600 (halk arasında AS600), 1967'den 1987'ye dek yirmi yıl boyunca üretim hattından inerek fabrikanın en çok üretilen modeli oldu; adındaki "PD" harfleri Perkins Diesel'den geliyordu, 131 beygirlik motoru ve Rockwell hava basınçlı fren sistemiyle döneminin en yaygın kamyonuydu.

Listenin Kalbi: Ford D1210

Ama listenin kalbinde hep aynı isim vardı: Ford D1210. 1965'ten 1983'e, tam on sekiz yıl üretimde kalan bu kamyon, 115 beygirlik 6.000 cc motoruyla resmî olarak 12,5-17,7 ton taşıyordu; kamyoncular ise sınırları zorlayıp 30 tona yakın tomruk yüklerdi. "Alırsın Ford, olursun Lord" gibi deyişlere ilham veren D1210, 1970'lerde ve 80'lerde doğan nice çocuğun sesini taklit ettiği, oyunlarında başrole koyduğu gerçek bir efsaneydi. Onun yanında Genoto'nun 1963-1994 arasında 34.000 adet ürettiği Bedford, Mercedes OM352 tipi 130 beygirlik motoru ve Türkiye'de yataklı kabin üretimine öncülük eden yapısıyla 1977-78'de ülkenin kamyon ihtiyacının yüzde 23'ünü karşılayacak noktaya ulaştı.

80'lerin Yeni Yüzleri

1980'lere gelindiğinde sahne değişti. 1983'te Eskişehir İnönü fabrikasında üretilmeye başlanan Ford Cargo 1312, 125 beygirlik motoruyla o kadar sevildi ki dönemin yollarındaki kamyonların yüzde 40'ı Cargo'ydu. MAN 520'nin devamı olan MAN 22190 ise 200 beygirlik motoru ve 20-30 tonluk taşıma kapasitesiyle "canavar" lakabını hak etti. BMC ile Volvo'nun 1983'teki ortaklığından doğan BMC Yavuz, Türkiye'nin ilk turbo motorlu kamyonuydu; 154 ile 180 beygir arasında değişen güçleriyle iddialıydı, fakat kabin tasarımını İngiliz Leyland Mastiff ve Boxer modellerinden esinlenerek çizmesi, sürücülerin aradığı konforu bir türlü sağlayamamasına yol açtı. Onun ardından gelen BMC Fatih ise Amerikan Cummins motoruyla 160-280 beygir arasında güç üretti; hafriyat sahalarının vazgeçilmezi oldu, uzun yol versiyonu "Fatih Intercooler" ise ayrı bir sevgi topladı.

Zirveye Tırmanış

Zirveye tırmanış 1990'larda tamamlandı. Chrysler'in turbo dizel Perkins motorlu AS950'si Karadeniz'in orman yollarında ve maden ocaklarında sağlamlığıyla öne çıkarken, BMC Pro, Türkiye'nin yüzde yüz yerli ilk kamyonu olarak sahneye çıktı. Ford Cargo 2520, 185 beygirlik motoru ve 25 tonluk kapasitesiyle sürücülerine yol üstünde ev konforu sundu. Ama tacı 1992'de üretime başlayan Mercedes 2521 taktı: Türk nakliyecilerin talepleri doğrultusunda özel olarak tasarlanan bu model, 211 beygirlik motoru ve 8 ileri viteslik şanzımanıyla 2000'li yıllara kadar sektörün lideri oldu, 10 tekerlekli yapısı ve 25 tonluk taşıma haddiyle Türkiye'de kaliteli kamyonculuğun başlangıç noktası sayıldı.

Bugün bu kamyonların çoğu artık yollarda değil; kimisi hurdaya ayrıldı, kimisi bir çiftlik kenarında pas tutmaya bırakıldı, kimisi de meraklıları tarafından restore edilerek yeniden hayata döndürüldü. Ama motor sesleri, lakapları ve deyişleri hâlâ bir neslin hafızasında yaşıyor; her biri, Türkiye'nin şehirlerarası nakliye tarihinin birer sayfası olarak kalmaya devam ediyor.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle