Türkiye'nin kamyon parkında yıllarca yük taşıyan bir isim var ki, bugün onu hatırlayan neredeyse kalmadı. BMC'yi, Askam'ı hâlâ konuşuyoruz; oysa on yıllar boyunca binlerce şoförün direksiyonundaki marka Otoyol'du. Anadolu'nun ara sokaklarında, köy yollarında, sabahın erken saatlerinde motor sesiyle kasabaları uyandıran o isim her yerdeydi. Şimdiyse sanki hiç var olmamış gibi sessizliğe gömülü — üstelik arkasında Koç ile İtalyan Fiat'ın imzasını taşıyan kırk iki yıllık bir sanayi hikâyesi bırakarak.
Koç ile Fiat'ın Kararı
Hikaye 1966'da başlar. Koç Holding, Sabancı Holding ve İtalyan Fiat, Türkiye'nin büyüyen ticari araç ihtiyacını karşılamak üzere Otoyol Sanayi A.Ş.'yi kurar. Fabrika İstanbul'un Maltepe ilçesinde yükselir. Amaç nettir: Fiat lisansıyla kamyon, kamyonet ve traktör üretmek. İki yıl sonra aynı ortaklardan Koç ve Fiat, bu kez binek otomobil için Tofaş'ı kuracaktır — ama o ayrı bir hikâyedir. Otoyol'un alanı başından beri yük ve yolcu taşımacılığıdır; hedef kitlesi otomobil sahipleri değil, nakliyeciler, çiftçiler ve belediyelerdir.
50 NC Çağı
Şirketin adını Türk yollarına asıl kazıyan model, 1974'te üretim hattına giren Fiat 50 NC olur. 3,5 litrelik motoru 3200 devirde 82 beygir güç üretiyordu; bakkallar, manifaturacılar ve küçük nakliyeciler için tam bir iş ortağıydı. 1970'lerden 1990'lara uzanan yıllarda 50 NC o kadar yaygınlaşır ki, minibüs versiyonu köylüleri şehir merkezlerine taşıyan asıl araç haline gelir. Kasabaların otogarlarında, pazar yerlerinin girişinde, inşaat sahalarının önünde hep aynı kaba hatlı kabin, aynı tanıdık motor sesi vardır. Kimi şoför için bu araç sadece bir iş aracı değil, on yıllarca süren bir mesleki ortaklıktır.
Sabancı Çekilirken Iveco Giriyor
Fiat'ın ticari araç kolu aslında 1975'te köklü bir dönüşüm geçirmişti: Fiat Veicoli Industriali, İtalyan OM ve Lancia, Fransız Unic ile Alman Magirus-Deutz bir araya gelip Iveco adını doğurmuştu. Otoyol yine de Arifiye'ye taşınana dek Fiat lisansıyla üretime devam eder. Asıl kırılma 1980'lerin sonunda gelir: 11 Mayıs 1989'da imzalanan anlaşmayla Sabancı Holding ortaklıktan çekilir, Iveco şirkete doğrudan yüzde 27 hisseyle ortak olur. Aynı yıl üretim İstanbul'dan Sakarya'nın Arifiye ilçesine taşınır. Otoyol'un ürettiği araçlar artık açıkça Iveco lisansı taşıyacaktır.
Arifiye'de Yeni Sayfa
Arifiye fabrikası 1990'larda hızlı bir model çeşitlenmesine sahne olur: 1994'te M29 Midibüs, 1995'te 85.14 orta sınıf kamyonlar, 1996'da hem M50 belediye midibüsü hem de 120.14 modelleri üretim hattından iner. Hatlar zamanla Iveco Eurocargo ve Iveco Daily'yi de kapsayacak şekilde genişler; Otoyol artık yalnızca kamyon değil, şehir içi ve şehirlerarası otobüs segmentinde de söz sahibidir. Marka Türkiye sınırlarını da aşar: 1998'de Koç Holding, Özbekistan'daki Semerkant Otomobil Fabrikası ile ortaklık kurup UZotoyol markasıyla üretime başlar — Türk ticari araç mühendisliğinin sınır ötesindeki nadir çıkışlarından biridir bu.
Sessiz Kapanış
22 Temmuz 2008'de Fiat Grubu ve Koç Holding kritik bir karar alır: Iveco Eurobus minibüs üretimi ile Arifiye'deki tesisler, yine Koç'un ortağı olduğu Otokar'a devredilecektir. Kısa süre sonra, 5 Eylül 2008'de Otoyol Sanayi A.Ş. Koç Holding tarafından tasfiye edilir. Kırk iki yıllık bir marka, tek bir imzayla tarihe karışır; ne büyük bir vedalaşma töreni olur, ne de basında geniş yankı bulur. Otoyol, kurulduğu sessizlikle kapanır.
Bugün Nerede?
Otoyol'un adı artık plakalarda görünmüyor ama mirası yok olmadı. Arifiye'deki fabrika bugün Otokar'ın elinde, Iveco Bus otobüsleri üretmeye devam ediyor — aynı topraklarda, aynı sanayi mirasının üzerinde. Otoyol'un ürettiği eski kamyonlar ve otobüsler ise hâlâ İstanbul'un dar sokaklarından Balkanlar'a, Polonya'nın yollarına kadar görülebiliyor; kaportasındaki "Otoyol" yazısı solmuş ama okunaklı, sessizce ama inatla çalışmaya devam eden birer sanayi tanığı olarak. Bir zamanlar Türkiye'nin en yaygın kamyon markalarından biri olan Otoyol, belki de tam bu yüzden unutulmaya en az hakkı olan isimlerden biri.