1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar Efsane Araç Sıralaması

Motorların Hafızası: Türk Yollarının Unutulmaz 10 Sesi

Bazı sesler vardır, duyduğunuz anda sizi uzaklara götürür. Kimini çocukluğunuza, kimini gençlik yıllarınıza çağırır. Bir kamyonun egzozundan yükselen dizel homurtusu insana memleketini hatırlatırken, bir otobüsün korna sesi belki de eski bir sevgiliyi düşündürür. İşte yıllar içinde kulaklarımıza yerleşmiş, her biri ayrı bir hikaye taşıyan sesler.

Bedford'un Tik Tak Sesi

Listenin başında Bedford var. 1963 yılında kurulan Genoto, General Motors'tan aldığı lisansla iki yıl içinde ilk Bedford kamyonlarını montaj hattından geçirdi ve bu İngiliz kamyon kısa sürede yerli bir isim gibi anıldı. Bedford hem şehirlerarası yükü hem de şehir içini taşıdı; en çok bilindiği iş ise meşrubat dağıtımıydı, birçok kişi onu gazoz kasalarını taşıyan kamyon olarak hatırlar. Motorunun basit "tik tak" sesi de tam bu yıllarda birçok kişinin kulağına yerleşti; 1978'e gelindiğinde Bedford, Türkiye'nin kamyon ihtiyacının neredeyse üçte birini tek başına karşılıyordu — ama bu denli yaygınlaşma, rakiplerin de iştahını kabartıyor, Bedford'un yollardaki rahat günlerinin sonsuza dek sürmeyeceğini gösteriyordu. Onun hemen ardından gelen ses ise Ford D1210'un ara gazı homurtusuydu. 1965'te Türkiye yollarına giren ve 17 yıl boyunca üretilen bu kamyon, genç şoförlerin çoğu zaman ilk direksiyonuydu; şoför viteste kalıp gaza bastığında motorun kısa ve derin bir homurtuyla yükü omuzlaması, bugün hâlâ o yılların gençliğini hatırlatan bir sestir.

Havalı Apollo'nun Gürlemesi

Bambaşka bir ses ise Magirus Deutz'un "Havalı Apollo" lakaplı otobüsünden geliyordu. 1963'te Oktay Kar'ın İstanbul Bahçelievler'deki atölyesinde monte edilmeye başlanan bu otobüs, o dönem yaygın makas tipi süspansiyon yerine körüklü havalı süspansiyona sahipti. Ama asıl kimliğini veren motoruydu: V tipi 8 silindirli, 200 ile 230 beygir arasında güç üreten bu motor, radyatörü ve su pompası olmadan tamamen havayla soğutuluyordu. Su soğutmalı rakiplerinin yumuşak homurtusuna karşılık Magirus'un V8'i daha kaba ve sert bir tonda çalışırdı — dönemin bir radyo reklamı bile bu gücü "Ne geçti? Yolların kralı Magirus geçti" diyerek özetlemişti.

Anadolu'nun İş Gücü

Anadolu'nun iş gücünü taşıyan motorlar da kendi seslerini bıraktı. Özellikle Konya yöresinde tanınan MAN 22.190, öyle derinden gürlerdi ki çoğu kişi onu duymadan önce hissederdi; 10 teker üzerine oturtulan iri gövdesi ve 22 tona varan yüküyle ekim mevsiminde tarladan çıkan pancarı şeker fabrikasına taşırdı. Uzun yol şoförlerinin gönlünde ise başka bir ses vardı: Scania V8. 1960'ların sonunda 350 beygirlik bir V8 motorla tanıtılan İsveç yapımı bu kamyon, 1983'te Türkiye'ye girdiğinde öteki motorların "pat pat" sesine karşılık tek bir nefes gibi akan kesintisiz uğultusuyla fark yarattı; 1988 ve 1996'da art arda uluslararası yılın kamyonu ödülünü kazandı.

Yolcu Otobüslerinin Sesleri

Yolcu taşımacılığının sesleri de aynı derecede akılda kalıcıydı. 1968'de Otomarsan'ın Davutpaşa fabrikasından çıkan Mercedes-Benz O302, terminale girerken duyulan çift tonlu korna sesiyle tanınırdı; üretimde kaldığı 17 yıl boyunca pazarın yüzde 93'üne ulaşarak yaklaşık 15 bin adet üretildi. 1987'de aynı fabrikadan çıkan 12 metrelik O303 ise 14,6 litrelik V8 motoruyla öncekinden çok daha derin bir gürlemeye sahipti; şoförler arasında sık sık sadece "V8" diye anılırdı. Otobüslerin gece yolculuklarına eşlik eden bir başka ses ise retarderdı: 1950'lerde Amerika'da yük trenlerini frenlemek için geliştirilen bu hidrolik sistem, otobüslere uyarlandıktan sonra sıradan bir teknik ayrıntı olmaktan çıkıp yolcuların uykuya dalmadan önce dinlediği sakinleştirici bir sese dönüştü.

Kırın Hafızasındaki Sesler

Listeyi tamamlayan iki ses ise şehrin değil, kırın hafızasındaydı. 1929'da Çekoslovakya'da kurulan Java markası Türkiye'ye geldiğinde bir ekmek kapısı değil, gençlerin sevdiği bir motosikletti; iki zamanlı iki silindirli motorunun "rön tön tön tön" diye tarif edilen ritmi öyle tanıdıktı ki bazı köylerde "motosiklet" kelimesinin yerini adeta almıştı. Java'yı bir kere seven bir daha unutmazdı; 90'ların başında Java ile MZ arasında, tutulan bir futbol takımını savunur gibi süren bir rekabet vardı — kimi Javacı, kimi MZ'ciydi ve bu tartışma bir türlü bitmezdi. Ve son ses: 1953'te Massey-Harris ile Harry Ferguson'ın birleşmesinden doğan, 1959'dan itibaren dayanıklılığıyla ün salan İngiliz Perkins motorlarını kullanan Massey Ferguson traktörünün soğuk bir sabah çalıştırılma sesi. Uzel Traktör fabrikasında lisansla üretilip Anadolu'nun her köşesine yayılan bu traktörlerin motor sesi, babadan oğula aktarılan, kuşaklar boyu tarlada çalışan ailelerin ortak hatırasıydı. On ses, on hikaye — hepsi birer yaşa, birer mesleğe, birer ömre ait.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle