1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar Yolların Hikayeleri

Uçurumun Kıyısında On Yol: Türkiye'nin En Tehlikeli Karayolları

Bazı yollar sizi bir yerden bir yere götürür, bazıları ise sizi sınar. Türkiye'nin dağlık coğrafyası, binlerce kilometrelik karayolu ağının içine öyle güzergâhlar serpiştirmiş ki, bu yollardan geçmek yalnızca bir ulaşım meselesi değil, gerçek bir cesaret sınavı haline gelmiş. Kimi zaman bir viraj, kimi zaman aniden bastıran bir sis, kimi zaman da donmuş bir asfalt, küçücük bir hatayı ölümcül bir sona çevirebiliyor.

Zirvede Beklenen Tehlike

Listenin alt sıralarında, Erzurum ile Artvin'i birbirine bağlayan Ovit Geçidi ile Karadeniz'i Marmara'ya açan Bolu Dağı Geçidi yer alıyor. D925 karayolu üzerindeki Ovit, 2.600 metreye varan yüksekliğiyle Türkiye'nin en yüksek geçitlerinden biri; kış aylarında aşırı kar ve buzlanma araçların kaymasına, frenlerin tutmamasına, görüş mesafesinin neredeyse sıfırlanmasına yol açıyor. Bolu Dağı Geçidi ise hem E80 karayolunun hem TEM otoyolunun kritik bir parçası olarak yoğun bir trafiğe sahne oluyor; tünelden geçilse de eski dağ yolundan gidilse de, zirvedeki hava koşulları dakikalar içinde değişebiliyor ve bu ani değişim kazaları kaçınılmaz kılıyor.

Görünmeyen Riskler

Bazı yollar ise tehlikesini görünürde saklıyor. Konya-Ankara karayolu, dümdüz uzanan yapısıyla masum görünse de, uzun ve düz güzergâhlar sürücüleri hızlanmaya, dikkatsizleşmeye, hatta direksiyon başında uyuklamaya itiyor; bu "hipnotize eden" yol yüzünden araç arızaları ve dikkat dağınıklığı kaynaklı kazalar sık sık yaşanıyor. Muğla'dan Akyaka'ya inerken karşılaşılan Sakar Geçidi de manzarasıyla büyülerken virajları ve dik eğimiyle özellikle ağır tonajlı araçlar için ciddi bir risk taşıyor; yaz aylarında turizm trafiğinin artmasıyla bu risk daha da büyüyor, kış ve sisli günlerde ise frenleri patlayan kamyonların neden olduğu ölümcül kazalar bu geçidin hafızasına kazınmış durumda.

Kamyonların Kabusu Olan Yollar

Pozantı ile Ulukışla arasındaki, halk arasında "yedi virajlar yolu" diye anılan dar ve keskin güzergâh, otoyol açılana kadar ağır tonajlı kamyonların oluşturduğu uzun konvoylarla, kar ve buzlanmayla, hatalı sollamalarla anılan bir yoldu; bugün kullanım yoğunluğu azalsa da eski ürkütücü halini hâlâ koruyor. Şırnak-Hakkari yolu ise keskin virajları, uçurum kenarındaki dar geçitleri ve sert hava koşullarıyla sürücüleri sınıyor; geçmiş yıllarda yaşanan bir çığ felaketinde araçlar çığ altında kalarak ölümcül kazalara sahne olmuş, bölgede zaman zaman yaşanan güvenlik olayları da özellikle gece yolculuklarını daha da riskli hale getirmiş.

Suların Altında Kalan Tehlike

Bir zamanlar en çok kullanılan güzergâhlardan biri olan Artvin-Şavşat yolu, bugün büyük bölümü baraj suları altında kalmış olsa da, dik yamaçları, uçurum kenarındaki bariyersiz geçitleri ve dağlardan düşen kaya parçalarıyla son derece riskli bir yoldu; Pozantı-Adana arasındaki O-21 otoyolu ise yüksek hızlı trafiği, dik iniş-çıkışları ve Tekir bölgesindeki ani buzlanmalarıyla frenleri aşırı ısınan kamyonların alev almasına bile yol açabiliyor. Mersin'den Anamur üzerinden Antalya'ya uzanan sahil yolu ise keskin virajları, uçurum kenarındaki dar geçitleri ve yaz aylarında tatilcilerle dolup taşan trafiğiyle, bazı virajlarda tır ve otobüslerin dönüş yapabilmesi için karşıdan gelen araçların durup yol vermek zorunda kaldığı bir güzergâh haline gelmiş. Gece sürüşü bu yolda daha da tehlikelidir; keskin dönüşler ve görüş açısını daraltan kayalıklar kazalara davetiye çıkarır, sürekli virajlı yapısı yüzünden otobüs yolculuklarında mide rahatsızlığı yaşamadan seyahat etmek neredeyse imkânsız hale gelir.

Listenin Zirvesi: Soğanlı Dağ Geçidi

Ama listenin zirvesinde, sadece Türkiye'nin değil dünyanın en zorlu yolları arasında sayılan bir isim var: Bayburt'u Trabzon'un Of ilçesine bağlayan Soğanlı Dağ Geçidi. Bu yol, Rusların işgali sırasında esir düşen Türk askerlerine yalnızca kazma ve kürekle açtırılmış; 2.300-2.330 metre yükseklikte, 29 keskin ve dar virajdan oluşuyor. "Dangerous Roads" adlı bir sitenin dünyanın en tehlikeli yolları arasında gösterdiği bu güzergâh, günümüzde transit yol olarak fazla kullanılmasa da geçmişte bölge halkının en önemli geçiş noktalarından biriydi; bugünse daha çok adrenalin tutkunlarının ilgisini çekiyor. Devasa uçurumları ve korumasız virajlarıyla, bu geçit hâlâ Türkiye'nin en tehlikeli karayolu unvanını taşımaya devam ediyor.

Bu on güzergâh, Türkiye'nin coğrafyasının ne kadar çeşitli ve ne kadar zorlu olduğunu tek tek hatırlatıyor: kimi dağların zirvesinde donmuş bir asfalt, kimi kıyı boyunca uzanan uçurumlar, kimi de bir zamanlar askerlerin kazma kürekle açtığı bir geçit. Her biri, üzerinden geçen milyonlarca sürücü ve yolcu için hem bir sınav hem de bir hatıra bırakmış; bugün bu yolların bir kısmı modernize edilmiş, bir kısmı baraj sularının altında kalmış olsa da, adları hâlâ Türkiye'nin karayolu tarihinde tehlikenin simgesi olarak anılıyor.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle