1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar BMC Kamyonları

İzmir'den Doğan Kamyon İmparatorluğu: BMC'nin Altmış Yıllık Yolculuğu

Bir kamyon markası nasıl önce İngiliz, sonra İsveçli, sonra Amerikalı bir ortaklıkla büyür de sonunda yüzde yüz yerli sermayeli bir sanayi devine dönüşür? BMC'nin altmış yıla yakın hikayesi, tam olarak bu sorunun cevabı.

İzmir'de Bir Ortaklık Doğuyor

Hikaye 1964'te, İngiltere merkezli British Motors Corporation ile kurulan ortaklıkla başlar. 1966'da İzmir'de fiilen üretime geçen firma, ilk yıllarında Nuffield, Leyland, Austin ve Morris markalarıyla traktör, Land Rover markasıyla cip, yine Leyland, Morris ve Austin markalarıyla kamyon ve kamyonet üretti. 1976'da Türkiye'nin ilk dizel motor üretimini gerçekleştirdi, benzinli motorları dizele adapte etti ve endüstriyel motor, jeneratör ile deniz motoru üretimine de başladı. Ama 1980'de İngiltere'de British Motors kapandığında sular durulmadı: Jaguar, Land Rover ve Range Rover markaları Tata Motors'a, Mini ise BMW bünyesine geçti. BMC Türkiye, ortağını kaybetmiş şekilde kendi yolunu çizmek zorunda kaldı.

Volvo'dan Cummins'e

1983'te İsveçli Volvo Truck Corporation ile yeni bir ortaklık kuruldu ve bu işbirliğinin meyvesi olarak Türkiye'nin ilk turbo motorlu ticari araçları, Yavuz serisi üretildi. Ancak Volvo ortaklığı uzun sürmedi; 1985'te bu kez Amerikalı Cummins Engine Company ile anlaşma imzalandı ve Cummins motorlu Fatih serisi kamyonların üretimine başlandı. Fatih, kısa sürede markanın kaderini belirleyen bir isim haline geldi: ilk model 130 serisi 130 beygirlik turbosuz Cummins motoruyla, hidrolik direksiyon ve frenle çıktı; ardından turbo motor ve yeni şanzıman eklenen 145 serisi, sonra da 162 beygirlik turbo motoru ve tam kuru havalı fren sistemiyle en çok talep gören 162 serisi geldi. 1989'da tanıtılan güçlü 214 serisi önce uzun şaseyle üretildi, damperli kullanım talepleri artınca kısa şaseye döndü; 1990'da tanıtılan ve "Fatih Intercooler" diye anılan 200-26 serisi 193 beygirlik motoruyla uzun yol nakliyesinin gözdesi oldu; 1993'te ise 214'ün eksiklerinin giderildiği, ağır ama son derece sağlam 220-26 serisi üretime girdi.

Yüzde Yüz Yerli Sermaye

Markanın kaderini asıl değiştiren an 1989'da geldi: BMC'nin tüm hisseleri Çukurova Holding tarafından satın alındı ve firma Türkiye'nin yüzde yüz yerli sermayeli tek ticari araç üreticisi haline geldi. 1990'da İtalyan tasarım kuruluşu Pininfarina ile işbirliği anlaşması imzalandı; 1992'de ise Renç Koçibey'in pilotluğunu yaptığı özel üretim bir Fatih, Dakar Rallisi'ne katılan ilk Türk kamyonu olarak tarihe geçti. Altı yıllık çalışma ve 120 milyon doları aşan yatırımın ürünü olan Profesyonel, yani Pro serisi 1996'da piyasaya sürüldüğünde, bu kez tüm hakları baştan sona BMC'ye aitti — markanın artık lisanslı bir üretici olmaktan çıkıp kendi mühendisliğiyle var olduğunun ilanıydı. 2004'te 40 milyon dolarlık yatırımla geliştirilen Megastar hafif ticari araç serisi de aynı çizginin devamı oldu; mühendisliği yine tamamen BMC imzası taşıyordu.

Tuğra'nın Yükselişi

Markanın en yeni sayfası ise Tuğra ile açıldı. Dört yıllık Ar-Ge çalışmasının ürünü olan bu yeni kamyon ailesi 2018'de Hannover Otomotiv Fuarı'nda tanıtıldı, 2019'un Ağustos ayında ise seri üretime geçildi. Tuğra'da çekici serisinde Iveco FPT, inşaat ve yol serisinde Cummins motorları, tüm gamda ise ZF şanzımanlar kullanılıyor. Aile üç ana kolda ilerliyor: TGR 4340 TX ve TGR 3540 DXD gibi modellerle inşaat serisi, TGR 1832, TGR 3232, TGR 3232 BL ve TGR 2532 BXL ile yol serisi, alçak, standart ve yüksek tavan seçenekleriyle TGR 1846 çekici serisi.

Bugün BMC

Bugün BMC, dünya üzerinde 2,8 tondan 40 tona kadar her sınıfta araç üretebilen sadece dört üreticiden biri olarak anılıyor; müşteri talebine göre altı ay gibi kısa bir sürede özel araç tasarlayıp üretebiliyor. Askeri alanda Amazon gibi zırhlı araçlarla Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hizmet veren, şehir içi otobüs üretiminde de kendine sağlam bir yer edinen marka, İzmir'deki mütevazı bir montaj hattından çıkıp bugün hem yerli hem küresel bir sanayi hikayesine dönüştü. Fatih'ten Pro'ya, Yavuz'dan Tuğra'ya uzanan bu altmış yıllık yolculuk, Türkiye'nin ağır sanayideki en dirençli hikayelerinden biri olarak yazılmaya devam ediyor.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle