Bir icadın tarihe geçmesi için iyi olması yetmez; birinin ona inanması gerekir. Carl Benz'in 29 Ocak 1886'da patent başvurusunu yaptığı üç tekerlekli araç, iki yıl boyunca Mannheim'da alay konusu olmaktan öteye gidemedi. Onu tarihin ilk otomobili yapan şey, mühendisliği değil — bir yaz sabahı kocasından habersiz direksiyona geçen karısının cesaretiydi.
Benz'in fikri basitti ama o güne kadar kimse bütününü bir arada düşünmemişti: motoru, şasiyi, aktarmayı ve direksiyonu tek bir tasarım olarak kurgulamak. Alman İmparatorluk Patent Dairesi başvuruyu 2 Kasım 1886'da DRP 37435 numarasıyla onayladı. Bugün bu belge, otomobilin doğum belgesi sayılıyor.
954 Santimetreküplük Bir Kalp
Motorwagen'in altında tek silindirli, dört zamanlı, 954 santimetreküp hacminde bir motor vardı. Ürettiği güç bugünün ölçüleriyle gülünç sayılır: dakikada 400 devirde 0,68 beygir. Aracın azami hızı saatte 16 kilometreydi ve ağırlığı, ilk versiyonda yalnızca 270 kilogram geliyordu.
Soğutma sistemi diye bir şey yoktu; su buharlaşarak motoru soğutuyor, bu yüzden her durakta depoya yeniden su konması gerekiyordu. Yakıt olarak benzin değil, eczanelerde temizlik maddesi olarak satılan ligroin kullanılıyordu. Benzin istasyonu diye bir kavram henüz icat edilmemişti — çünkü ona ihtiyaç duyacak araç da yoktu.
İki Yıl Boyunca Kimse Almadı
Benz aracını 1886 yazında Mannheim sokaklarında denedi. Tepki beklediği gibi olmadı: gazeteler ilgilenmedi, halk "patlayan araba"ya mesafeli durdu, alıcı çıkmadı. 1887'de Fransız bisiklet üreticisi Émile Roger bir adet satın aldı; iki yıl boyunca kayda değer başka satış olmadı. Benz'in kendisi de tereddütlüydü — aracın uzun mesafede dayanıp dayanmayacağını test etmekten çekiniyordu.
5 Ağustos 1888: Kocasından Habersiz
İşte o noktada Bertha Benz devreye girdi. Evliliklerinden önce, 1870'te çeyizinin bir kısmını Carl'ın batmak üzere olan demir atölyesine yatıran, şirketin sessiz ortağı olan kadındı. Dönemin yasaları evli bir kadının patent başvurusunda adının geçmesine izin vermiyordu; ama aynı yasalar onu evden çıkmaktan alıkoyamadı.
5 Ağustos 1888 sabahı, şafak sökerken, 15 yaşındaki Richard ve 13 yaşındaki Eugen'i yanına aldı ve Mannheim'dan Pforzheim'a doğru yola çıktı. Ne kocasına haber verdi, ne de yetkililerden izin aldı. Önünde 106 kilometre vardı ve o güne kadar hiçbir motorlu araç bu mesafeyi kat etmemişti. Üstelik ortada yol da yoktu; at arabalarının açtığı tekerlek izlerini takip ettiler.
Şapka İğnesi, Jartiyer ve Dünyanın İlk Balatası
Yolculuk bir arıza listesine dönüştü, ama Bertha her birine bir çözüm buldu. Yakıt hattı tıkandığında şapka iğnesiyle açtı. Bir kablonun izolasyonu yandığında jartiyerini çıkarıp sardı. Kopan zinciri bir demirciye tamir ettirdi. Frenler aşınınca bir ayakkabıcıya uğrayıp tahta fren pabuçlarının üzerine deri diktirdi — tarih bunu dünyanın ilk fren balatası olarak kaydetti.
Deposu bittiğinde Wiesloch'ta bir eczanenin, Stadt-Apotheke'nin kapısını çaldı ve raftaki tüm ligroini satın aldı. O eczane bugün dünyanın ilk benzin istasyonu kabul ediliyor. Yokuşlarda iki vites yetmiyordu; Richard ve Eugen inip aracı ittiler.
Bir Telgrafla Değişen Kader
Pforzheim'a vardığında Carl'a durumu bir telgrafla bildirdi. Dönüşte gözlemlerini de getirdi: araca yokuşlar için fazladan bir vites eklenmeli ve frenlere kalıcı balata takılmalıydı. Her iki öneri de sonraki modellere girdi. Yolculuk gazetelere yansıdı, Eylül 1888'deki Münih sergisinde araç ilgi odağı oldu ve siparişler gelmeye başladı.
Motorwagen 1886–1893 arasında üretildi ve Benz & Cie. kısa sürede dünyanın en büyük otomobil üreticisi haline geldi. Carl Benz motoru tasarladı, patenti aldı, tarihe adını yazdırdı. Ama o motorun bir garaj denemesi olarak kalmasını engelleyen şey, 106 kilometre boyunca şapka iğnesiyle, jartiyerle ve inatla yol alan bir kadındı.