1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar Otomobil Hikayeleri

Renault 12'den Toros'a: Türkiye'de 29 Yıllık Bir Efsane

1971'de Bursa'daki bir fabrikadan çıkan sıradan bir sedan, kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde 29 yıl boyunca Türk yollarından inmedi. Renault 12 olarak başlayan, Toros adıyla son bulan bu hikaye, Türkiye'nin otomotiv sanayiinin de temel taşlarından biri oldu.

Döviz Sıkıntısı, Yerli Arayış

1960'ların başında Türkiye'de otomobil talebi hızla artıyor, ancak bu talebin neredeyse tamamı ithalatla karşılanıyordu. İthal araçlar için ödenen döviz hem fiyatları yukarı çekiyor hem de ülke ekonomisine ek bir yük bindiriyordu. Bir vatandaşın araba sahibi olması gittikçe zorlaşırken, çözüm yerli bir üretim tesisinde aranmaya başlandı: otomotiv sektöründe yabancı ülkelere olan bağımlılığı azaltacak bir fabrika.

Devlet desteğiyle 1960'ların ortasında Renault, Opel, Fiat ve Volvo gibi markaların da aralarında bulunduğu yedi yabancı üretici, Türkiye'de fabrika kurmak için Sanayi Bakanlığı'na resmi başvuruda bulundu. Bakanlık, yol koşulları, iklim şartları, bakım altyapısı ve maliyet hesapları gibi teknik kriterlere göre teklifleri değerlendirdi. Bu çalışmalar, ilerleyen yıllarda Renault 12 ailesi ve Tofaş gibi yerli otomobillerin doğuşuna zemin hazırlayan Türk otomotiv sanayiinin temelini oluşturdu.

Volvo'nun Vazgeçtiği Proje

1968'deki değerlendirmeler sonucunda önce Volvo'nun teklifi kabul edildi ve Bursa'da Volvo P144 üretimi için temel atıldı; hedef en geç 1970'te üretime başlamaktı. Ancak 1969'da Volvo, yerli parça oranının düşürülmesini ve araç fiyatlarının artırılmasını talep edince, yerli üretim hedefleriyle bağdaşmayan bu istekler reddedildi ve Volvo Türkiye planından vazgeçti. Doğan boşluğu hızla doldurmak gerekiyordu; bu noktada 1899'da Fransa'da kurulan, Avrupa genelindeki geniş üretim ağı ve sade, ekonomik mühendislik yaklaşımıyla tanınan Renault öne çıktı.

Bursa'da İlk Renault 12

1969'da Renault'nun teklifi kabul edildi ve Oyak ile Yapı Kredi Bankası'nın ortaklığıyla Oyak Renault Otomobil Fabrikaları kuruldu. Bursa'da inşa edilen fabrikada yıllık 20.000 araçlık bir üretim hedeflendi; 1970 boyunca üretim hattı ve lojistik altyapı tamamlandı. Mayıs 1971'de, Türkiye'de üretilen ilk Renault 12 TL bantlardan indi — ülkede üretilen ilk önden çekişli otomobil olarak tarihe geçti. 1.3 litrelik, 65 beygirlik motoruyla saatte 160 km hıza ulaşabilen bu model, İzmir Fuarı'nda halkla buluştu ve olumlu tepkiler aldı. Başlangıç fiyatı 59.000 TL iken, o dönemki asgari ücret 585 TL'ydi — yani bir Renault 12, asgari ücretin yaklaşık 107 katına satılıyordu. Karşılaştırma için Murat 124 57.000 TL'ye, Anadol A1 43.500 TL'ye, Anadol A2 ise 49.950 TL'ye satılıyordu.

1971'de üretim bandından 1.514 adet Renault 12 çıktı. 1972'de ailelere yönelik ilk yerli üretim istasyon vagonu olan R12 SV üretime girdi; 1973'te ise daha güçlü 1.4 litrelik, 73 beygirlik motora sahip TS sedan ve TSV istasyon vagonu tanıtıldı. Aynı yıl Renault 12, Türkiye'den ihraç edilen ilk yerli otomobil unvanını da kazandı: 20 adet Renault 12, Lübnan'a gönderildi.

1970'lerin ortasında üretim onbinlerce adede ulaşırken, fabrikanın yıllık kapasitesi de 45.000 araca çıkarıldı. On yılın sonunda Renault 12, dünya genelinde birçok ülkede lisansla üretilen, geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmış bir model haline gelmişti. Ancak otomotiv teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte Renault, Avrupa'daki üretim hattını yenilemeye karar verdi ve Renault 12'nin Fransa'daki üretimi 1980'de sona ererek yerini daha modern Renault 18'e bıraktı. Türkiye'de ise tablo farklıydı: ekonomik yapısı, kolay bakımı ve ülke koşullarına uygun sürüş özellikleri sayesinde Renault 12 pazardaki talebini korudu ve Oyak Renault üretime kesintisiz devam etme kararı aldı.

GTS ve Klimalı Konfor

1983 yılı, modelin Türkiye'deki serüveninde bir dönüm noktası oldu: en donanımlı ve üst segment versiyonu olan Renault 12 GTS üretime girdi. GTS, Türkiye'de klima seçeneği sunan ilk otomobil olmanın yanı sıra, elektrikli cam silecek sistemi gibi dönemine göre yenilikçi donanımlar sunan ilk yerli araçlardan biriydi. Aynı yıl Oyak Renault fabrikalarından toplam 250 bin Renault 12 bantlardan indi. 1985'te daha modern bir seçenek olarak Renault 9 üretime başlasa da, Renault 12'nin üretimi durmadı.

Toros Doğuyor

1980'lerin sonuna gelindiğinde, uzun süredir üretimde olan Renault 12'nin dış görünümünün ve bazı detaylarının güncellenmesi gerekiyordu. 1989'da Fransız bir tasarım firması modelde bir yenileme gerçekleştirdi: ön ve arka tasarım değişti, tamponlar plastiğe döndü, kaporta hatlarında küçük iyileştirmeler yapıldı, farlar ve sinyal grupları yenilendi, jant kapakları daha modern bir görünüme kavuştu. Bu yenilenmiş versiyon Türkiye'de "Renault 12 Toros" adıyla satışa sunuldu. Toros ismi, dayanıklılık ve güçle özdeşleşen Toros Dağları'ndan geliyordu ve bu seçim, aynı yıl dağcıların zirveye ulaştıklarında karşılarında Toros araçlarını buldukları, aracın dayanıklılığını vurgulayan ödüllü bir reklam filmiyle de pekiştirildi.

Kırsalın Vazgeçilmezi

Toros, sedan ve istasyon vagonu gövde seçenekleriyle, 4 veya 5 vitesli şanzıman opsiyonlarıyla üretildi; düşük talep nedeniyle 4 vitesli versiyonun üretimi 1991'de sona erdi. Teknik altyapısını R12 platformundan miras alan Toros, 1.4 litrelik 75 beygirlik motoru ve 890 kilogramlık ağırlığıyla hıza değil ekonomiye, düşük işletme maliyetine ve farklı yol koşullarına uyum sağlamaya odaklanmıştı. Arızalarının kolay teşhis edilmesi, onarımların ucuz olması ve sağlam süspansiyonu sayesinde bozuk yollarda bile rahatça yol alabilmesi, Toros'u özellikle kırsal kesimde vazgeçilmez kıldı. Resmi bir hafif ticari araç olmasa da, bağ, bahçe ve tarla yollarında yük taşımak için sıkça tercih edildi.

Toros, bireysel kullanıcıların yanı sıra pek çok kamu kurumunun da gözdesiydi. Özellikle 1990'larda emniyet teşkilatı tarafından yaygın biçimde kullanılan Toros, uzun süre standart devriye aracı oldu; jandarma ve köy hizmetleri de kırsal bölgelerde bu araçtan faydalandı. Panelvan ve pikap versiyonları kaynakların kısıtlı olduğu bölgelerde ambulansa dönüştürüldü, hatta Azerbaycan ve Nahçıvan gibi bölgelere taksi olarak ihraç edildi. Ne var ki yıllar boyunca temel platformunda köklü bir yenileme yapılmaması, 1990'lara gelindiğinde elektronik donanım ve güvenlik özellikleri bakımından Toros'u rakiplerinin gerisinde bıraktı. 2000 yılına gelindiğinde Türkiye'de üretilen modellerin AB standartlarına uyması için yeni emisyon ve güvenlik gereklilikleri zorunlu hale geldi; bu da Toros platformunda kapsamlı bir mühendislik çalışması gerektiriyordu. Yeterli yatırım planı bulunmadığından Renault, Toros'un üretimine son verme kararı aldı ve Şubat 2000'de, tam 29 yıl süren Renault 12 platformunun Türkiye'deki üretim serüveni noktalandı.

Toros, dünya genelinde "Renault 12" adıyla üretilen son modeldi ve Türkiye'deki toplam üretimi 600 binin üzerine çıktı. Teknolojik olarak iddialı olmasa da, günlük ihtiyaçlara pratik uyumu ve düşük bakım maliyeti sayesinde on yıllar boyunca Türk yollarında kalmayı başardı. Renault 12 ile başlayıp Toros ile devam eden bu 29 yıllık üretim serüveni, bugün hâlâ nostaljiyle anılan, Türkiye'nin yerli otomotiv sanayiindeki gelişiminin en önemli kilometre taşlarından biri olarak tarihe geçti.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle