1950'lerden günümüze yol hikayeleri
← Tüm Yazılar Efsane Kamyonlar

90'ların Yol Kralları: Türk Karayolunu Şekillendiren On Kamyon

1990'ların Türkiye'sinde bir kamyoncunun hangi markayı kullandığını sormaya bile gerek yoktu; yollara bakmak yeterliydi. Harfiyattan uzun yol nakliyesine, lüks bir İsveç ithalinden yerli mühendisliğin gururuna kadar uzanan on kamyon, o dönemin karayolu taşımacılığına adeta bir imza attı.

Harfiyatın Ağır Toplan

Listenin ağır işler tarafında üç isim öne çıkıyordu. Chrysler Kamyon İmalat ve Ticaret A.Ş. tarafından 1990'da üretimine başlanan AS950, kendinden önceki AS606, 700A, 800W ve AS900 modellerinin mirasını devralarak tam 17 yıl boyunca, 2007'ye kadar üretimde kaldı; turbo intercooler Perkins motoru 180 beygir güç üretiyordu ve serinin son yıllarda üretilen versiyonları daha da güçlü motorlarla donatıldı. Aynı segmentte BMC'nin Fatih serisinden 214, 26270 ve 26220 gibi modeller, iri cüsseleri ve güçlü motorlarıyla harfiyat işlerinin vazgeçilmezi oldu; 2000'li yıllara kadar üretimleri sürdü. Almanya dışındaki ilk üretim tesisini 1966'da Türkiye'de açan MAN ise, uzun yıllar yollara hakim olan "domuz burun" kabinli modellerinin ardından 1990'larda 26 serisiyle sahneye çıktı; güçlü motoru ve sağlamlığıyla ağır harfiyat işlerinde ve şehir içi taşımacılıkta tercih edildi, örnekleri bugün bile yollarda görülebiliyor.

Uzun Yolun İşçileri

Uzun yol nakliyesinin gerçek işçisi ise BMC'nin Fatih 200-26 serisiydi. Turbo intercooler Cummins motoruyla "Fatih Intercooler" diye anılan bu 10 tekerlekli kamyon, 20 bin kilograma kadar yük taşıyabiliyor, 193 beygirlik motoruyla rampalarda güçlü bir performans sergiliyordu; konforu tartışılsa da hızı ve dayanıklılığıyla Türk kamyoncusunun gönlünde taht kurdu. Onun yanında Askam'ın 3226 modeli vardı. 1962'de yüzde 60 Chrysler International, yüzde 40 Türk sermayesiyle kurulan ve 1964'te üretime başlayan firma, 1991'de Japon üreticilerle de lisans anlaşmaları imzalayarak ürün yelpazesini genişletti, daha sonra Daimler-Benz ile de ortaklık kurdu. 7961 cc hacminde 252 beygir gücündeki motoruyla 3226, özellikle on tekerlekli ve çok dingilli "kırkayak" versiyonlarıyla dönemin en tutulan modellerinden biri oldu.

Zenginlerin Jeti, Halkın Kamyonu

Konfor ve gösteriş isteyenler için ise farklı bir liste vardı. İsveç'ten gelen Scania G94 310, 310 beygirlik motoruyla döneminin süper hızlı kamyonuydu; genellikle Adana-Mersin hattında sebze taşımacılığı yapan nakliyeciler tarafından tercih edildiği için "jet" lakabıyla anıldı, ama yüksek fiyatı yüzünden uzun süre yalnızca imkanı olanların, yani "zenginlerin kamyonu" olarak kaldı. Ford Cargo 2520 ise tam tersi bir hikaye anlatıyordu: piyasaya çıktığında yollardaki kamyonların yaklaşık yüzde kırkı bu modeldi. Uygun fiyatı, estetik görünümü ve düşük yedek parça maliyetiyle seri bir başarı yakalayan 2520, 185 beygirlik motoru ve geniş yatağıyla dönemin en konforlu kamyonlarından sayılıyordu; 90'ların son çeyreğinde tanıtılan "şahin bakışlı" yeni kasa versiyonu ise çift yataklı kabiniyle bu başarıyı bir adım daha ileri taşıdı. Aynı yıllarda İzmir Bornova'da üretim yapan BMC, tasarımı tamamen kendisine ait olan Pro serisiyle sahneye çıktı; ilk model Pro 617'nin kabin tasarımındaki sorunlar kısa sürede giderilerek daha geniş ve yüksek kabinli Pro 627/620 geliştirildi. 25 ton yük taşıma kapasiteli, 250 beygirlik motoruyla Pro 620, 90'ların son çeyreğinde rakipleri arasında ilk sıralara yerleşti.

Tartışmasız Bir Numara

Ama listenin bir numarası tartışmasızdı: Mercedes-Benz 2521. 1986'da Aksaray'da kamyon fabrikasını açan Mercedes-Benz Türk, 90'ların başında yollara 2521'i sürdü. 211 beygirlik motoruyla rakipleri Ford Cargo ve BMC Fatih serisine kıyasla çok daha konforlu bir kabin sunan bu kamyon, kendinden önceki 2517 ve 1517 modellerinin de mirasını taşıyordu ve bugün bile bazı örnekleri yollarda görülebiliyor. Sağlamlığı, konforu ve markanın güvenilirliğiyle 2521, 90'ların nakliye sektöründe adeta bir statü sembolüne dönüştü.

Yollarda Kalan Miras

Bugün bu isimlerin çoğu üretim bantlarından çekildi, ama mirasları hâlâ Türkiye yollarında yaşıyor. Bazıları hurdaya ayrılırken bazıları hâlâ küçük nakliye firmalarının elinde iş görüyor, bazıları ise meraklılar tarafından restore edilip sergileniyor. 90'ların bu on kamyonu, sadece birer ulaşım aracı değil, bir neslin emeğinin, rekabetinin ve gururunun da simgesiydi.

Reklam

Bu hikayenin görüntülü anlatımını izlemek ister misiniz?

▶ YouTube'da İzle